Zaman Gazetesi - 24.04.2015
Nazım’ın izinde Varna

 

 

 

AYHAN HÜLAGÜ

24 Nisan 2015, Cuma

Bulgaristan’ın turizm merkezi Varna’ya gidince ilk önce Nazım Hikmet’in izi sürülür, şiirlerinin hikâyeleri toplanır. Ardından şehir gezilir...

 

Yürek değil be, çarıkmış bu, manda gönünden,

 

teper ha babam teper

 

paralanmaz

 

teper taşlı yolları.

 

Bir vapur geçer Varna önünden,

 

uy Karadeniz’in gümüş telleri,

 

bir vapur geçer Boğaz’a doğru.

 

Nazım usulcacık okşar vapuru,

 

yanar elleri…

 

Nazım’ın ellerinin, yüreğinin yandığı yer burası. Memleketinde vatan haini ilan edilen koca yürekli bir şairin sevdiklerine ağıtlar yaktığı, yeşiller giyinmiş bir liman: Varna.

 

Ömrünün çoğunluğunu mahpus damlarında geçiren şairin ‘Vapur’ dışında Varna’da kaleme aldığı birçok şiir var. Oğluna seslendiği ‘Memet’, kaptanla dertleştiği ‘Mavi Liman’, Gülhane Parkı’nda polisleri selamladığı ‘Ceviz Ağacı’… Hepsi de yaşan(ma)mışlıklardan derin izler taşıyor; insanın ruhuna dokunan, acı, hasret dolu izler…

 

Nazım’ın Varna’ya gittiği ilk yıl 1951. Sonraki ziyareti üç yıl sonrası. İkinci gelişinde bu güzel, turistik beldeyi durak olarak kullanmıyor. Dostluklar ediniyor, köylerini dolaşıp, otellerinde sabahlıyor. Tamı tamına iki yıl kalıyor. Son ziyaret yılı 1957. En çok şiir kaleme aldığı dönem bu. Türkiye ile Rusya arasında mekik dokuyan şair, Varna’ya yalnız gitmez. Yanına doktoru ve eşi Galina’yı da alır. Onlarla beraber köyleri dolaşır, otellerde konaklar. Yanı başında dostları olsa da aklında her daim memleketi vardır. Bulgaristan’da bulunduğu süre içinde kendisine rehberlik eden Türk kökenli Bulgar gazeteciye şunları söyler: “Varna’da kendimi memleketime daha yakın hissediyorum. Kokusu, denizi, toprağı… Bana iyi geliyor.”

 

Yazarımızın Bulgaristan’da ayak bastığı tek yer Varna değil tabii. Başkent Sofya dahil birçok şehirde bulunur. Çoğunlukla tercih ettiği beldeler: Balçik, Kırcali, Koşukavak, Dobriç, Kayacık…

 

Bulgaristan’ın Antalya’sı...

 

Varna, Bulgaristan’da deniz başkenti olarak görülüyor. Turizm merkezi olduğu gibi tarih ve kültür turlarına da ev sahipliğine yapıyor. Bir nevi Bulgaristan’ın Antalya’sı… İkinci büyük şehri ve en temizi. Baştan sona Karadeniz’i gören geniş bir sahili var. 380 kilometre kıyı şeridiyle Türkiye’den başlayıp Romanya’ya kadar uzanıyor.

 

Şehrin nüfusu 350 bin. Gayri resmi rakamlarla 500 bini buluyor. Bunun 16 bini Türk. Roman vatandaşların sayısı bir hayli fazla. Türk ve Romanlere ait mahalleler var, eş dost akraba bir arada yaşıyor. İşin tuhafı Bulgar Romanlerin büyük çoğunluğu Türkçe biliyor ve kendilerini Türk olarak tanıtıyor.

 

Bulgaristan yaş ortalaması yüksek bir ülke. İş alanı sınırlı olduğu için diplomalı gençlerin büyük çoğunluğu ABD (400 bini çoktan buldu) ve Avrupa ülkelerine göç ediyor. Devlet nüfusu artırmak ailelere para desteği veriyor. Tek çoğalan Romanlar. 50 yıl sonra Romanlar tarafından yönetilen bir komşumuz olabilir.

 

Varna plajlarıyla meşhur. En popüler plajı Altın Kum. Eğlence merkezleriyle adından söz ettiriyor. Yönetimde çoğunlukla Ruslar var.

 

Bulgaristan’ın beş büyük dağında 36 kayak merkezi var. Bunların bir kısmı Nazım’ın şehrinde. Son dönemde Balkan ülkelerine artan turistik gezilerden Bulgaristan, dolayısıyla Varna da nasibini alıyor. Ülkede yaz turizmi 2-3 ay sürdüğü için misafirlerinin çoğunu kışın ağırlıyor. Toplam nüfus 7.3 milyon. Bir yılda ağırladığı turist sayısı ise 8 milyon. Türkiye’den ülkeye gelen ziyaretçi sayısı ne kadar derseniz, 621 bin. Türkiye’yi İran, İsrail vb. ülkeler takip ediyor. En çok tercih edilen tur Koşukavak Turizm. Sayının fazla olmasında ülkeyle kapı komşu olmamız ve konsolosluğun vize konusunda esnek olması etken. Vize iki günde çıkabiliyor.

 

Şu Varna’da uyumanın yolu yok geceleri

 

uyumanın yolu yok

 

yıldızların bolluğundan, yakınlığından, parlaklığından

 

kumlukta hışırtısından ölü dalgaların

 

sedefleriyle çakıllarıyla tuzlu yosunlarıyla hışırtısı

 

denizde bir yürek gibi atan motor sesinden

 

İstanbul’dan çıkıp boğazı geçip

 

odamı dolduran anıların yüzünden

 

kimisinin gözü yeşil, kimisinin bilekleri kelepçeli

 

kimisinin bir mendil var elinde

 

lavanta çiçeği kokuyor mendil

 

Şu Varna’da uyumanın yolu yok gülüm

 

Şu Varna’da, Bor Oteli’nde

 

 Nazım’ın bu şiiri yazdığı Bor Oteli Varna’da deniz kenarında, yeşilliklerin arasında mütevazı bir mekân. Son yıllarda çevresinde yıldızı bol onlarca otel inşa edilmiş. Yaz aylarında büyük turist kafileleriyle yaşamaya başlıyor. Diğer aylar hayalet şehir. Nazım’ın odası üçüncü kat, sağdan yedinci pencere. Otel veya odanın girişinde şairin konakladığına dair bir tabela yok. O da diğerleri gibi misafirlerini ağırlamaya devam ediyor. Şairin izine düşen şiir severleri rehberler getiriyor buraya.

 

 

 

Çok yorgunum

 

Beni bekleme kaptan

 

Seyir defterini başkası yazsın

 

Çınarlı, kubbeli mavi bir liman

 

Beni o limana çıkaramazsın

 

 Bu dörtlüğü yazdığı yer, Varna’ya çok yakın olan Balçik kasabasında yer alan Romanya Kraliçesi Marie’nin yazlık sarayının bahçesi. Yıl: 1957. Buranın farklı bir kimliği var. Kraliçenin kendine yazlık ev yaptırdığı, bünyesinde 2 bin farklı bitkinin bulunduğu bahçe Avrupa’nın en büyük ikinci botanik bahçesi olarak kabul ediliyor. Nazım’ın bazı şiirlerini bu deniz kenarındaki bu cennet bahçesinde (kraliçenin evi yukarıdaki fotoda) taş koltuğa oturarak yazdığı biliniyor.

 

 Nazım Hikmet’in şiirleri dokuz cilt halinde Sofya’da yayınlandı. 1970’lerin sonlarında dört cilt halinde Bulgarcaya çevrildi. Bir milyondan fazla Türk Bulgaristan’da yaşadığı için de bir hayli tanınan, okunan bir yazar burada. Eğitim yüzdesinin 2000’lere kadar yüzde 99’larda olduğu bir ülkeden bahsediyoruz. Nazım’ın otobiyografisindeki şu dizeleri okuyunca kimin yüzü kızarmıyor ki: “Yazılarım otuz kırk dilde basılır. Türkiye’mde Türkçe’mle yasak.”



“Tüm hakları saklıdır © 2015 – Koşukavak Turizm A.Ş.”
tatil otel gezi